UZMAN EKİP
Anahtar teslim çözümler. Şeffaf fiyatlandırma.
02566123036
UZMAN EKİP
Anahtar teslim çözümler. Şeffaf fiyatlandırma.
02566123036
Aslına bakarsanız Yeşil Sahalarla ilgili ne biliyorsak onlardan öğreniyoruz. Gece gündüz takip ettikleri kulüplerle ve milli takımımızla yatıp kalkıyorlar, kar yağmur çamur demeden antrenmanları, maçları, yöneticileri ve futbolcuları takip ediyorlar. Onlar yeşil sahaların gerçek efsaneleri, bir döneme damga vuran isimler
Aslına bakarsanız Yeşil Sahalarla ilgili ne biliyorsak onlardan geliyor.
Gece gündüz takip ettikleri kulüplerle ve milli takımımızla yatıp kalkıyorlar, kar yağmur çamur demeden antrenmanları, maçları, yöneticileri ve futbolcuları takip ediyorlar.
Onlar yeşil sahaların görünmeyen gerçek emekçileri, bir döneme damga vuran isimler.
Sosyal medya, internet, youtube yokken, hatta cep telefonları dahi yokken, sizlere her haberi yetiştirmek için, çoğunlukla aile yaşamlarından dahi feragat eden kişiler.
Kimler mi?
Röportaj dizimize bekleriz...
Orhan Salkınaz'ın kaleminden...
Keyifli okumalar...
*****
YEŞİL SAHALARIN EFSANE MUHABİRLERİ yazı dizimizin ilk konuğu Kadir ÇETİNÇALI...
Bu günlerde merakla takip edilen AJANS 1905 youtube kanalında kendisini izliyoruz
Sevgili dostum Kadir Çetinçalı ile geçmişten bugüne kayifli bir sohbet yaptık
Umarız beğenirsiniz
İyi okumalar...
*****
Kimsin sen?
Asıl sen kimsin deme, biraz anlat okuyuculara, kimsin sen?
Evet ben Kadir Çetinçalı; Erzurumlu milliyetçi bir babanın ve Kayserili çok tatlı bir kadının Mersin’de portakal bahçeleri arasında büyümüş. Çok harika bir çocukluk dönemi geçirmiş bir bireyim.
Galatasaray’ın 1971-72-73 yıllarında üst üste 3 sezon kazandığı şampiyonluklarla beraber futbola tutkulanmış, Galatasaray’a büyük bir aşk ile din kutsallığı düzeyinde bağlanmış bir genç idim.
Liseyi Mersin’de bitirdikten sonra Ankara Gazi Üniversitesi Gazetecilik bölümünde yüksek öğrenimimi tamamladım. Ankara’da henüz 3. sınıfta iken Tercüman Gazetesi’nde stajyer muhabir olarak göreve başladım.
Okulun bitmesiyle birlikte İstanbul’da Türkiye Gazetesi’nde profesyonel gazeteciliğe adım attım. 1989 yılında aynı gazetede Galatasaray muhabirliğine başladım.

O tarihte başkan Ali Tanrıyar, teknik direktör Sigi Held idi. İkisi de rahmetli oldular. Sonrasında kısa süre Özgür Gündem, Meydan Gazetesi, TGRT, Kanal D, Show Tv, Sabah Gazetesi, CNN Türk ve Doğan Haber Ajansı gibi kurumlarda meslek hayatımı sürdürüp tamamladım.
Çok akıllı ve tatlı bir kız çocuğu babası olmak gibi artı bir gururum da var.
2017 yılında Doğan Haber Ajansı’dan Cumhurbaşkanlığından gelen baskı sonrasında işten kovuldum. 2019 yılından beri de YouTube’da Ajans1905’de Galatasaray ağırlıklı yayınlar yapıyorum.
Kulübe üyeliğin nasıl gerçekleşti?
Galatasaray muhabirliğine Türkiye Gazetesi’nde başladıktan sonra da yaşamımım en mutlu, en stresli, en zor yıllarını da geçirdim.
1996-2000 yıllarında Galatasaray o döneme kadar ki, tarihinin en parlak günlerini yaşarken, ben de Kanal D ve ShowTv de aynı zamanda “Televole” döneminin çalışkan muhabirlerinden biriydim.
Geçen yıllarla birlikte artık başkan ve yönetici düzeyinde dostluklar edindim. Rahmetli Özhan Canaydın ile başkan olmadan önce de Galatasaray’ın sorunlarını tartışıp uzun sohbetlerimiz olurdu.

Bir gün bana “Senin gibi bir adam bu kulübe üye olmalı” dedi.
Canaydın, önerisi ve teşviği ile 1997 yılında Galatasaray’a üye oldum. Özhan Canaydın 3 kez seçime girdi ama hiçbir seçimde ona oy vermedim. Bir nevi hain evlat gibi oldum ama başarısız olacağını biliyordum. Galatasaray’ı vefaya tercih ettim.
Yurt içi-yurt dışı yüzlerce maça beraber gittik. Benim seninle ilgili anım notlarım çok, onları kitaplarımda yazmak için hazırlıyorum. Ancak merak ettiğim içlerinde senin en unutamadığın hangisi?
Yurt dışında onlarca olay ve anı yaşadık doğal olarak. Anlatılacak ve hatta anlatılamayacak onlarca anı.

En önce aklıma gelen 1997 yılında Galatasaray yaz hazırlık kampı için Amerika’ ya gitmişti.
Ben de oradaydım. İlk kez otomatik vitesli arabayı orada kullanmıştım.

Biz Amerika’ya geldikten 3 gün sonra da spiker Ercan Taner maçları anlatmak için J.F.K Havalimanına gelmişti.
Ben, Serhat Uluveren ve rehberimiz Fatih Örge birlikte karşılamaya gittik.
Ercan’ın uçağı 2 saat rötar yaptı ve biz antrenmana geç kalıyorduk. Ercan geldi ve arabaya atlayıp, bir önce antrenmana yetişmek için hızla yola koyulduk.
Arabayı ben kullanıyordum ve 4 şeritli otobanda 140 mil hızla slalom yapa yapa ilerliyordum.
Birden arkadan polis arabası belirdi ve bana sağa çek uyarısında bulundu. Arabayı çektim sağa, polis otosundan 1.90 boyunda 120-130 kilo civarında siyahi bir polis çıktı ve bize doğru geldi.
Ben arayı kullandığım için soldan geldi ve cama yanaştı o anda sanki güneş tutuldu, dünyam karardı. Adam ehliyeti istedi, ben elimi cebime attım ancak cüzdanımı almayı unutmuşum ve doğal olarak ehliyetim de yoktu.
Normalde direk gözaltına alınıp, tutuklanma durumum bile olabilirdi. Ancak dev siyahi polise şirinlik yaparak, Galatasaray için Amerika’ya geldiğimizi anlattık. Polis arabada ehliyetli başka biri var mı, dedi. Serhat Uluveren ürkek bir halde elini kaldırdı.
Polis bana sen geç arkaya dedi ve Serhat direksiyona geçti ve biz yola devam ettik.
İsviçre’de akreditasyonun iptal edilmişti, nedenini anlatır mısın ben mi anlatayım?
İsviçre’deki olay hayatımın en talihsiz anlarından biri idi.
Ultraslan Grubundan bazı arkadaşlar ile maç öncesi Zürih’de stada giderken karşılaştık.
Stada meşale sokacaklarını ancak polisin taraftarları aradığını, gazetecileri aramadığını söylediler. Ben de onları kıramadım, taraftara kıyak olsun diye meşaleleri çantama koydum.

Ne de olsa, 3-5 sene önce ben de onlar gibi tribünde taraftar idim. Stada geldim, ancak basın girişinde de sıkı arama vardı ve benim çantamda çıkan meşaleler sonrasında benim akreditasyonumu iptal ettiler.
Parayla bilet alıp tribünde maçı izleyebildim.
Bu olay TSYD yönetimine de konu olup, bana uyarı maili atmışlar idi.
Evet hatalıydım.
Bazıları gibi aşırı sosyal, bazıları gibi aşırı medyatik olmaya çalışmadın. Buna rağmen kendini bu kadar sevdirmeyi nasıl başardın?
Kendimi herkese sevdirebildiğimi sanmıyorum. Özellikle sosyal medya kullanımı arttıkça Fenerbahçeyi taraftarlar ve iktidar yanlışı binlerce kişi benden nefret etmeye başladı.
Herkese kendimi sevdirmek gibi uğraşım hiç olmadı. Beni yakından tanıyanlar sever bunu bilirim.

Çok sıkıcı bir insan olmadığımı tahmin ediyorum.
Televole günlerin de unutulmazlar arasında, öyle değil mi?





Yorumlar